istiklal marsimiz 100 yasinda

Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy törenle anıldı

Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün İstiklal Marşımızın kabulünün 100. yıl dönümü. “Vatan Şairi” Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiir, 12 Mart 1921 tarihinde TBMM’de İstiklal Marşı olarak kabul edilmişti.

İstiklal Marşımızın kabulünün 100. yıl dönümünde Şalpazarı Anadolu İmam Hatip Lisesi “Mehmet Akif Ersoy‘u Anma Programı” gerçekleştirildi. Şalpazarı Atatürk İlkokulu Konferans Salonu’ndaki törene Kaymakam Uğur Ünsal, Belediye Başkan Vekili Erdal Kumaş, İlçe J. K. Serdar Ceylan, İlçe Emniyet Amiri Ahmet Kılıç, siyasi parti temsilcileri, daire amirleri, öğretmen ve öğrenciler katıldı.

Atatürk ve Türk Büyükleri için yapılan saygı duruşunun ardından ve İstiklal Marşımız okundu. Şalpazarı Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Kemal Türkmen‘in konuşmasından sonra Mehmet Akif Ersoy ile ilgili bir film gösterimi yapıldı. Şalpazarı Anadolu İHL öğrencileri şiirler okudular.

İSTİKLÂL MARŞI 10 KITA

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,

“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli.

Bu ezanlar -ki şehadetleri dînin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,

Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir